Psikiyatriste Ne Zaman Başvurmalı?


Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre son 10 yılda ülkemizde ruh sağlığı sorunları nedeniyle sağlık kurumlarına başvurular yaklaşık 3 kat, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre de Antidepresan ilaç kullanımı %70'e varan oranlarda arttı. Buna rağmen Depresyon veya Kaygı Bozukluğu sorunu yaşayan kişilerin ancak 3'te biri bir Psikiyatriste başvuruyor. Günümüzde neredeyse her 10 kişiden biri Antidepresan bir ilaç kullanmakta.

Görsel ve yazılı medyada hemen hergün ruh sağlığı sorunları üzerine bir haber veya yayın yapılıyor ve insanlara sorunları olduğunda Psikiyatrist ve Psikologlara başvurmaları konusunda öğütler veriliyor.

Hayatımızın her döneminde bazı zorluklar yaşamak, bazen bunların üstesinden gelemeyip çaresiz hissetmek insan olmanın gereği. Peki ne zaman yardım almalıyız? Bir uzmana başvurmamız gerektiğine nasıl karar vereceğiz? Psikiyatriste mi Psikologa mı gitmeli?

Öncelikle en çok karıştırılan konulardan biri olduğu için Psikiyatrist-Psikolog kavramlarına açıklık getirmek istiyorum. Psikiyatrist; 6 yıl Tıp eğitimi aldıktan sonra Ruh Sağlığı (Psikiyatri) alanında 4 ila 5 yıl süren bir uzmanlık eğitimi almış kişidir. Psikolog ise Psikoloji bölümünde 4 yıl süreli lisans eğitimi almış kişidir.

Ruhsal sorunları birinci basamakta değerlendirmesi gerekenler Psikiyatristlerdir. Psikiyatrist kişinin sorununu değerlendirir, tedaviye karar verir ; medikal (ilaç) tedavi, terapi veya ilaç+terapi. medikal tedaviyi Psikiyatrist yürütür. Eğer kişinin terapi almaya ihtiyacı varsa, terapiyi Psikiyatrist uygular veya terapi konusunda eğitim almış bir Klinik Psikologa yönlendirir.

Peki hangi durumlarda bir Psikiyatriste başvurulmalı? 

Her türlü ruhsal sıkıntı ile ilgili danışmanlık veya tedavi almak için Psikiyatriste başvurulabilir. Burada kilit nokta Yaşam Kalitesi. Eğer bir sorun hayatınıza bir şekilde devam etmenize engel olmuyor ama yaşam kalitenizi düşürüyorsa, mutlaka bir uzman görüşü alınmalıdır.

Örneğin bankacısınız, işinize devam edebiliyorsunuz ama sıkıntılarınız nedeniyle dikkatinizi toplamakta zorluk yaşıyor, işlerinizi bitiremiyorsunuz. Veya işinizde bir sorununuz yok ama insanlarla ilişkilerinizde sorunlar yaşıyorsunuz ve bu yaşam kalitenizi etkiliyor. Günlük hayatınızda ve işinizde belirgin bir sorun yok ama uykusuzluk nedeniyle sabahları işe gitmekte zorlanıyorsunuz ve enerjiniz hep düşük. Örnekler çoğaltılabilir.

Dolayısıyla bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmanın tek koşulu ağır bir ruhsal hastalık yaşamak değildir. Yaşam kalitesini düşüren her durum danışılmayı hakeder.


Sağlıklı günler...

Dr. Gülçin Altınbaş